commodity trading

İlk Kez…

Written by SuGibi on 20 January 2010 – 11:36

hayata ben bir defa geldim,
bir ana ve bir baba
bir yaratan var
bir çok melek ve peygamber geldi
ama en son
tek bir peygamberim var
bir kez geldim
bir kez olur ilk gülüş
ilk konuşma
ilk anne baba deyiş
bir kez olur ilk diş çıkarış
ilk hastalık ilk ateşleniş
kiminin tekrarı olur
ama ilki gibi olmaz
ilk kez bir okul sırasına oturursun
elbette yıllarca o sıralardan geçecekin
ama o ilkinin tadını alamayacaksın
ilk kez mezun olacaksın okulundan
arkadaşlarından belki ilk ayrılışın olacak
kimbilir yıllar boyunca kaç kez yaşayacaksın
ama hiç bukadar ağır gelmeyecek
ilk akş bir kez olur
ama sevdin zannedersin
kim bilir kimlere tutulacak bu yürek yıllar boyu
ama ilk defa bir kere aşık olacaksın
öncekilere aşık oldun zannedeceksin
ama bu sefer sırılsıklam bir aşk
gözün alabildiği kadar
uçsuz bucaksız bir aşk!
bir kez sözlenir, nişanlanır
ve bir kez evlenirsin
belki dahasıda olur
ama ilkinin tadını hiçbiri vermez
hayatında herşeyi unutup vazgeçip
bir kez hayatına son vermek istersin
belki tekrarlarsın
ama ilkinde olduğu gibi
hiç bir zaman dara düşmezsin.
sever insan bir çok şeyi
ekmeği suyu
havadaki bulutu, yerdeki karıncayı bile
ama bir kez sevdimi o yürek
bir daha çıkarmı içinden…
senin gibi !
senin benim içine girdiğin
ve tüm hücrelerime yayyılıp
tüm benliğimi işgal edişin gibi.
sana herşeyimi verdiğim
herşeyim olduğun gibi…
sen evet sen
sade ve sadece sen
ilk ve tek
ilkim sonum
önüm arkam sağım solum sen
işte sobe!
seni çok seviyorum biriciğim!…

19.01.2010 | 11.15
myth saprox


Posted in Evlilik, SuGibi, Yazı, Şiir | No Comments »

Seni Seviyorum, Çünki …

Written by SuGibi on 28 March 2009 – 00:39

Seni seviyorum. Çünki, her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben her güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum.

Seni seviyorum. çünki, sen gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin. Her şey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.

Seni seviyorum. Çünki, soğuk günlerde içimi ısıtan ılık rüzgarsın. Sıcak günlerdeyse ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.

Seni seviyorum. Çünki, her şey de sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki?.. Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hak ettiğin yere çıkardım seni.

Seni seviyorum. Çünki, hep benimlesin. Seni görmem için yüzüne bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam oradasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.

Seni seviyorum. Çünki, gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakar gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. “Güneş doğmasa da, yıldızlar kaybolmasa” diyorum ama, biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma.

Seni seviyorum. Çünki, her gülümseyişin içimi yeniden yaşama sevinci ile dolduruyor. Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor dünyamı… Çiçek dedim ya, sana bir çiçek adı verseydim papatya olurdun. Açışıyla dünyaya baharın geldiğini müjdeleyen papatya… İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz.

Seni seviyorum. Çünki, seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum. Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.

Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, “seni yeterince anlatabildim mi?” diye… Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım. Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak. Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana…


Tags:
Posted in Sevgili, Yazı | No Comments »

Çiğ Damlası

Written by SuGibi on 28 March 2009 – 00:38

Çiğ damlası   seher vakti  bir yaprağın üzerine düşmüş. Düşerken biraz mutsuz muş. Oysa onu arkadaşları hep gülerken görmüşler. Hüzünlü tarafını hep saklamış kendine.     Sabahın o saatinde nasıl olsa kimse yok diye hüzünlü bir şekilde yaprağın üzerine düşmüş.Yaprak şaşırmış ,afallamış . bunca çiğ damlası gördüm hiç bu kadar güzelini görmedim demiş içinden. Çiğ damlası o kadar narin,o kadar sevimliymiş ki hüzün bile çok yakışmış duru tenine,buğulu gözlerine.Yaprak bir süre hayranlıkla çiğ damlasını seyretmiş. Sonra biraz kıpırdanmış. Çiğ damlası başını kaldırmış hüzün buğusunun içinden yaprağın yemyeşil gözlerini görmüş, Yaprağın yemyeşil gözleri damlanın duru gözleriyle karşılaşmış. O hüznü silmek yok etmek istemiş bir an. Ama sonra ona hüznünde yakıştığını fark etmiş. Yaprak hüznü değil de  acılarını hafifletmeliyim onu koruyup kollamalıyım diye düşünmüş, Damlacık bir çift yeşil göze vurulmuş ama yine neşeli sempatik tavırlarını takınmış, Yaprak inanamamış gördüğü güzelliğe sarsılmış. Bir bakmışki her hali güzel. O zaman yanından ayrılmamalıyım demiş. Yavaşça kıvrılıp. Çiğ damlasını kolları arasına almış.   Eğer görmek isterseniz bu büyük aşkı bir sabah çok erken uyanıp dallarda salınan yapraklara bakın. Göreceksiniz o güzelliği…….


Posted in Yazı | No Comments »

Kelebekler …

Written by SuGibi on 27 March 2009 – 10:30

Kelebekler İnsandan daha mutlu yaşadı ömrünü,
İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığı ömründe mutlu olmayı başaramadı.
Doğum ile ölüm arasında sıkıştı kaldı insanoğlunun ruhu ve sonunda ölümün geleceğini bildiği için,hayatını keşmekeş içinde tüketti…
Kelebekler ise anladı hayatın değerini…
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…
Kendisini yaratan kudretin sanatını işlediği kanatlarını gün ışığında çırpmadan önce,günler boytunca bir koza içinde,karanlığın zulmetine katlandı…
Bir kelebeğe dönüşmeden önce,ipek böceği olarak çektiği o zulmetin,paha biçilmez hediyesini,ipek kozası olarak bıraktı insanoğluna…
İnsanın paha biçemediği ipek,kelebeğin dünyaya geldiği yaşamın rahmi oldu…
İnsanın onlarca yıl yaşadığı halde,değerini bilmediği,kısa bulduğu ömre inat,kanatlarındaki Tanrı fırçasından çıkma sanatı gösterdi insanoğluna,kısacık hayatının her anında…

Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…
Ve aşkın ne demek olduğunu insandan daha iyi bildiler..
Aşkın bir ateş olduğunu,yakıp kül ettiğini anladılar ve ateşe pervane oldular.


Posted in Yazı | No Comments »