Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi…
Ama; kendimden bile önce tanıdığım…
Her saniye yeniden doğmak gibi…
Ama, asırlardır süren…
Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu…
Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu…
Ilık avuçlarında, kar taneleri…
Güneş sıcağı, gözleri…
Ve sözleri…
Ve sesi…
Böyle olmalı aşkın tarifi…
Ki, tarif edilememeli…
“Resmini çiz!” deseler…
Bacası tüten bir ev belki…
Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir…
Veya kaldırımların kanına giren…
Aşkın ayak sesleri…
“Resmini çiz!” deseler…
Her köşe başı ıhlamur kokar…
Yağmur kokar…
“Resmini çiz!” deseler…
Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm…
Veya…
Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları…
Gizli ve mahçup…
Aşk, istemektir belki…
Belki bir ticaret; pazarlıksız…
Bedeli kalbinizdir… Bedeli herşeydir…
Sonrası bir uzun yolculuk…
Sonrası; nasip!
Tarifini sorsalar….
Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi…
Az kalsın ölüyormuşum gibi…
Sabırlı olmayı
Akşam babam eve gelsin görürsün
Hakkımızı alacagımızı
Eve gidince görürsün sen
Dialog kurmayı
Sana bir sey sordugumda cevap ver
ne soyleyeyım anne
sus cevap verme
Tıp bilgilerini
Gözlerini şasi yaparken birgün ole kalıcaksın
Olgun olmayı
Bu tabağın hepsini bitirmezsen büyüyemezsin
Genetik bilgileri
Sende lanet olsun babana cektin
Bilgeliği
Benim yasıma gel o zaman anlarsın beni
Adaleti
Birgün seninde cocukların olucak.
İnşallah onlar da senin simdi bana yaptıklarini yapar
Nasıl oldu nasıl bitti bilmiyorum
ama iyiki olmuş diyebileceğim
arkama baktığımda pişman olmayacağım
yegane kararlarımdan belkide en önemlisi idi
ani bir ölümden sonra gelen erken doğum gibi.
tam da herşey bitmiş dediğim anda
tam da işte alaca karanlık dediğim anda
bir güneş doğdu
içimde binlerce umutla
nasıl oludu nasıl bitti bilmiyorum
ama iyiki ama iyiki olmuş diyebileceğim
en güzel aşkım diyebilirim
çünki bu sefer gerçekten aşık olmuşum
bundan öncekilere benzemeyen
karşılaştırma bile yapamıyacağım
bir büyüsü bir çekimi vardı
hiç birşeye benzemeyen
hiç yaşamadığım bir şeydi bu benimkisi
geldi kalbimin tam ortasına oturdu!
bir taht kurdu ki hiç bir darbe indiremez onu burdan
zirvenin tek hakimi kalbimin sultanı
feth edilemeyen bir kale idi
ama benim sularımda duruldu
hiç kimseye benzemeyen hiç görmediğim
yaşamadığım bir havası vardı
koskoca bir okyanusda
tek başına yüzen bir balık gibi
eşsiz ve kimsesiz.
nasıl oludu nasıl bitti bilmiyorum
ama iyi ki benimsin sevdiceğim.
ueser|04.08.08
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Mamak Cezaevi’nde 15 yıl önce yazdığı ‘Üşüyorum‘ şiiri dinleyenleri duygulandırıyor. Yazıcıoğlu, “Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır, Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum.” dizeleriyle şiirine başlıyor.
Yazıcıoğlu’nun şiiri, “Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum Durun kapanmayın pencerelerim, Güneşimi kapatmayın, Beton çok soğuk, üşüyorum.” dizeleriyle bitiyor.
İşte Yazıcıoğlu’nun Mamak Cezaevi’ndeyken yazdığı ve okuduğu ‘Üşüyorum‘ şiirini kendi sesinden dinleyebilir (video) ya da okuyabilirsiniz
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum…
Muhsin YAZICIOĞLU
Her ateş bir kül,bulur elbet kendine;
Her yeşil bir dal,
Her su bir damla,
Her ateş bir kül,
Her takvim bir yıl bulur elbet kendine!
her yangın bir duman,
her öğrenci bir okul,
her artı bir eksi,
her yol bir taşıt,
her soru bir yanıt,
her ressam bir tuval,
her kış bir ayaz,
her kitap bir okul,
her şarap bir adam bulur kendine;
yeter ki şarap, şarap olsun içen çıkar…
Her deniz bir martı,
her ömür bir tufan,
her rüya bir uyku,
her nota bir şarkı,
her mezar bir ölüm,
her ağaç bir kök,
her dağ bir duman,
her güneş doğacak bir kuytuluk bulur ya kendine,
bulur ya; ben senden başka sen bulamam
b u l a m a m !