Özlemek; sevmektir ilk once
Cunku sevmezsen ozlemessinki delicesine.
Özlemek; aglamaktir
Akan her gozyasinda anilari animsamaktir.
Özlemek; uzaklara dalmaktir
Cok uzaklara…
Özlemek; umit etmektir
Hayal etmek basarmanin yarisidir misali.
Özlemek; saklamaktir
Bazen yalnizligindan, bazen ise etrafindaki gereksiz kalabaliktan.
Özlemek; haykirmaktir
Sesin kisilircasina ozledim diye bagirmaktir.
Özlemek; kizmaktir
Bazen ozlemine neden olanlara, bazen ise kadere çaresizce.
Özlemek; yanilmaktir
Gece yarisi kalktiginda, herseyin bir ruya oldugunu anladiginda mesela.
Özlemek; sabretmektir
Usanmadan safagi gÖzlemektir
Yillari, aylari, haftalari, gunleri, saatleri, dakikalari hatta saniyeleri kovalamaktir.
Özlemek; yasamaktir
Yalnizliga inat mucadele etmektir
Özlemek; kavusmaktir
Bir daha ayrilmayacasina… Hayal bile olsa.
Sensizlik ;
öyle bişeyki…
yolcusu olmayan bir halk otobüsü gibi
nazlı nazlı ilerler yollarda,
suları çekilmiş bir akvaryumda
çirpinmak öleceğini bile bile,
gittiği yerden geri dönmeyeceğini bilen
bir komando gibi mağrur,
ama ümidi var…
o otobüs dolacak yolcularla,
o akvaryum dolacak dılarla,
ve zafer gelecek iman dolu göğsünde çiçekler de açsa kanla!…
bilir ama öleceğini de bilse
dönmeyecek bildiği tek gerçekten!
sensizlik öldürecek, sadece sensizlik,
bu koca şehirde koskoca bir sessizlik!…
bir deprem yüreğimde
titremekte ellerim gözlerim yüreğim,
korkudan değil, sana belli etmemek için
içimde esen fırtınayı.
gözlerimde sel,
yüreğimde kor,
avucumda o minik elleri ile
biricik yavrum.
gözlerini çakmış babasının gözlerine
gitme dercesine ağlamaklı
babası ne yapsın ki mecbur.
bir ölüme seyirci almek,
bile bile gitmek, dönmeyeceğini bilmek gibi
zamansız bir acı, zamansız bir ayrılık
istemesemde gitmek zorunda kalmak,
özür dilemek faydasının olmadığını bilmek
elinden bişey gelmemek ama mecburum…
bu az bir zaman değil,
bir ömür sanki
koskoca bir ömür parçası kayıp gidecek ellerimizden
hemde o güzel yavrunun en çok babaya
ve bize ihtiyacı varken
koparıp alanlar utansın ki
ben çok utanıyorum bu halden
sizi koyup gittiğim için
içim, içim acıyor bu hale.
hiç aklıma gelmezdi bu kadar zor ve acı olacağı
şimdiyse boğazımda koca bir düğüm
yutkunamıyorum, nefes alamıyorum
bu halde ben sizi bırakmak istemiyorum.
bu belkide bir veda hiç yapmadığım
belkide sizi çok ihmal ettim
ama şimdi görüyorum ki
neleri bırakıp da gidiyorum
kaybedince mi anlamak zorunda
her seferinde insan elindekini.
herşey için herkesden özür diliyorum
ve gidiyorum
sessizce bir sensizliğe
15 ay dile kolay,
daha bebeğimiz bile 15 aylık değilken ben nasıl olurda
bırakırım sizi bir başınıza…
Allah’a emanet olun, birbirinize iyi bakın.
ve beni hiç düşünmeyin,
ben sizi sizden çok düşüneceğim
her an ve her saniye,
içimde bitmeyen bir acı özlem ve hasretle.
bir baba için çok zor anlar bunlar ama
elveda…
Ne zor sana ulaşabilme gücüm varken,
Ulaşmak istemiyormuş gibi yapmak,
Aşılmaz yollar yokken aramızda;
Kilometrelerce uzakmış gibi yollara küsmek…
Gözlerindeki nemi çoğaltmamak için susmalarımı umarsızlığa bağlamak
Senin için onca endişelenmelerime karşın;
Seni sana bırakmak…
Yüzünde bir hüzün görmemek için senden uzaklaşmak;
Ne zor bir kez bile görmek için;
Çılgınca çarpan kalbimi susturup hasretleri büyütmek.
Gizli gizli hüzünlenerek sana iyiyim ben demek,
Terk edilmişlerin korkusunu yaşamak,
Unutulmamak için onca saati sükunetle beklemek,
Bir acının bir ayrılışın sessiz tanığı olmaktan korkarak telefonlara sarılmak,
Konuşurken sesini titretmemeye çalışmak,
Ne zor senden uzakta hasretinle bedenimi sarsarken
Her an yanındaymış edasıyla konuşmaya çalışmak…
Senin adına senden fazla endişelenmelerimi,
Senden çok yaralanışlarımı sessiz saatlerde yaşamak…
Ne zor hayatı senden uzakta göğüslemek,
Yanından ayrılmak istemeyişlerimi sana sezdirmeden,
Yüreğimin acıyan yanlarını sana bıraktığımı göstermeden,
Oluk oluk akan yaşlarımı bildirmeden,
Hoşça kal yine görüşürüz deyip gitmek…
Ne zor seni sensiz senden uzakta yaşamak…
ZOR….