Archive for 2009
Kör Ebe – Necati Şaşmaz
Written by SuGibi on 31 May 2009 – 20:48Necati Şaşmaz’ın, yazete.com’daki köşesinde kaleme aldığı “Kör Ebe” isimli şiiri, Türkiye’nin gündemine oturdu. Milliyet’ten Yeni Şafak’a, Habertürk, gazetevatan’dan, medyafaresi’ne, gazete ve internetsiteleri, “Şair Polat Alemdar” başlığı ile Şaşmaz’ın şiirini haber yaptı. İşte Necati Şaşmaz’ın yazdığı, medyanın büyük ilgi gösterdiği, Türkiye’nin konuştuğu o şiir:
Sır kovalayan çocuğum,
İçimde kör ebe.
Karanlığım, yokluğum.
Sihir dokunuşlarıma gebe.
Boş kelamsız.
Baş selamsız.
Dost olan anlar,
Bulsan, bu kaçışta.
Beni düşmanı bilir,
Geç kalınca yarışta.
Amansız öç.
Fermansız göç.
Kör kuyularda mı giz?
Duvarlar mı engel?
Sadece kapattığım göz.
Ve duyulmaz gel.
Sağır sultan.
Kör korsan.
Zihnimin kamçı sesinden,
Korkar yüreğimdeki forsalar.
Okyanuslar ötesinden,
Hürriyeti sorsalar.
Nefesleri kürek.
Zincirleri köpük.
Posted in SuGibi, Şiir | No Comments »
Seninle Olmanın En Güzel Yanı
Written by sugibi on 12 May 2009 – 17:05Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
Seni seviyorum sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi Isırmazdım dilimin ucunu Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize Ve her kulaçta haykırırdım seni..
SENİ ÇOK SEVİYORUM KOCACIM.
Posted in Evlilik, SuGibi | No Comments »
Seni Seviyorum, Çünki …
Written by SuGibi on 28 March 2009 – 00:39
Seni seviyorum. Çünki, her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben her güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum.
Seni seviyorum. çünki, sen gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin. Her şey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.
Seni seviyorum. Çünki, soğuk günlerde içimi ısıtan ılık rüzgarsın. Sıcak günlerdeyse ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.
Seni seviyorum. Çünki, her şey de sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki?.. Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hak ettiğin yere çıkardım seni.
Seni seviyorum. Çünki, hep benimlesin. Seni görmem için yüzüne bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam oradasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.
Seni seviyorum. Çünki, gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakar gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. “Güneş doğmasa da, yıldızlar kaybolmasa” diyorum ama, biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma.
Seni seviyorum. Çünki, her gülümseyişin içimi yeniden yaşama sevinci ile dolduruyor. Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor dünyamı… Çiçek dedim ya, sana bir çiçek adı verseydim papatya olurdun. Açışıyla dünyaya baharın geldiğini müjdeleyen papatya… İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz.
Seni seviyorum. Çünki, seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum. Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, “seni yeterince anlatabildim mi?” diye… Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım. Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak. Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana…
Tags: seniseviyorum
Posted in Sevgili, Yazı | No Comments »
Çiğ Damlası
Written by SuGibi on 28 March 2009 – 00:38Çiğ damlası seher vakti bir yaprağın üzerine düşmüş. Düşerken biraz mutsuz muş. Oysa onu arkadaşları hep gülerken görmüşler. Hüzünlü tarafını hep saklamış kendine. Sabahın o saatinde nasıl olsa kimse yok diye hüzünlü bir şekilde yaprağın üzerine düşmüş.Yaprak şaşırmış ,afallamış . bunca çiğ damlası gördüm hiç bu kadar güzelini görmedim demiş içinden. Çiğ damlası o kadar narin,o kadar sevimliymiş ki hüzün bile çok yakışmış duru tenine,buğulu gözlerine.Yaprak bir süre hayranlıkla çiğ damlasını seyretmiş. Sonra biraz kıpırdanmış. Çiğ damlası başını kaldırmış hüzün buğusunun içinden yaprağın yemyeşil gözlerini görmüş, Yaprağın yemyeşil gözleri damlanın duru gözleriyle karşılaşmış. O hüznü silmek yok etmek istemiş bir an. Ama sonra ona hüznünde yakıştığını fark etmiş. Yaprak hüznü değil de acılarını hafifletmeliyim onu koruyup kollamalıyım diye düşünmüş, Damlacık bir çift yeşil göze vurulmuş ama yine neşeli sempatik tavırlarını takınmış, Yaprak inanamamış gördüğü güzelliğe sarsılmış. Bir bakmışki her hali güzel. O zaman yanından ayrılmamalıyım demiş. Yavaşça kıvrılıp. Çiğ damlasını kolları arasına almış. Eğer görmek isterseniz bu büyük aşkı bir sabah çok erken uyanıp dallarda salınan yapraklara bakın. Göreceksiniz o güzelliği…….
Posted in Yazı | No Comments »
Gitme Ne Olur
Written by SuGibi on 28 March 2009 – 00:38
Gidersen, yaşamın acılı haritasında yaralı bir kalbin, adını bilmediğim
çiçekleri kanar içimde her gece… Ay suskunlaşır, yıldızlar suskunlaşır, acılar
suskunlaşır, yitirir sesini yaşayanlar da ölüler gibi… Suskunluğun trendinde kan kusar yürekler sensiz. Rüzgar da esmez artık buralarda, çiçekler de açmaz, herkes boynu bükük kalır bu şehirde, çekip gider mutluluklar… Gitme ne olur.
Bak hüznün zifiri saçları akıyor geceye, gecenin karanlığına karışıyor hüznüm…
Lanetlenmiş yalnızlıklara ah ediyor kalbim. Her gün biraz daha büyüyor içimdeki kırgınlık… Gitme… Acılar içinde olsam da yaşamı çılgınca sevdim ben.
Çılgınca sevdim bu dağları, bozkırları, güneşi. En çok seni sevdim dağçiçeğim,
en çok seni sevdim… Gitme ne olur.
Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı.
Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından bütün akasyalar.
Gitme, bir güvercin sıçaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.
Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme mutluluğumu gözleri türkülü kuşum;
içimdeki baharı öldürüp gitme, kimsiz, kimsesiz boynu bükük bırakma türkülerimi.
Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden ne olur… Gitme sevdamsın, ateşimsin, hasretimsin& Gitme ekmeğimsin sen, suyum, havamsın& Gitme, ben sana kalbimi verdim.
Kalbimi de alıp gitme…
Gitme, figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür
gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm
gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm
Posted in Ayrılık, Hasret, Şiir | No Comments »